Z�beyir Daylan's Facebook profile
Jun 02

Veteriner Hekimler Odası ilçe ve belde belediyelerinde bulunan ‘haşere ile mücadele konusunda deneyimli’ teknik elemanlarla işçilerin devre dışı bırakılmasını eleştirdi.

Veteriner Hekimler Odası uyardı:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin il genelinde karasinek, sivrisinek, hamamböceği, kene, fare gibi enfeksiyon taşıyan canlılarla mücadele çalışmalarını tekeline alması ‘karışıklık’ yaşanmasına sebep oldu.

Bazı ilçe belediyeleri, Büyükşehir’in yaptırdığı ilaçlama çalışmalarını yeterli bulmazken, Veteriner Hekimler Odası ise ilçe ve belde belediyelerinde bulunan ‘haşere ile mücadele konusunda deneyimli’ teknik elemanlarla işçilerin devre dışı bırakılmasını eleştirdi.

Büyükşehir Belediyesi’nin, 2007 yılı sonunda, Antalya Bölge İdare Mahkemesi’nin 26 Haziran 2006’daki kararını hatırlatarak, il sınırlarındaki 73 ilçe ve belde belediyesine gönderdiği bir yazıyla vektörlerle (Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı, omurgalı veya omurgasız taşıyıcı canlılar) mücadele ve ilaçlama çalışmalarını kendi çatısı altında yürütüleceğini bildirmesi tartışmaya sebep oldu. Vektörlerle mücadele çalışmasını 24 Ocak 2008’de başlatan Büyükşehir, bu amaçla 524 personelden oluşan 120 ekip kurdu.

‘Mücadele yetersiz’
Önceki yıllarda çalışmayı, merkezi bölgelerde Büyükşehir, diğer bölgelerde ise ilçe ve belde belediyelerinin yürüttüğünü kaydeden bazı ilçe belediye yetkilileri ise uygulamaya tepki gösterdi. Yetkililer, Büyükşehir’in vektörlerle mücadele çalışmasının yeterli olmadığını belirtti.

Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmayı üstlenmesi sebebiyle, yapmayı planladıkları ihaleyi iptal ettiklerini kaydetti. Gelen şikayetleri belediye personeli ve alabildikleri az miktardaki ilaçlarla karşılamaya çalıştıklarını anlatan Öztürk, “Vatandaşların şikâyetlerini aslında Büyükşehir Belediyesi’ne yönlendirmemiz gerekiyor. Ancak zaman kaybı olacak diye şimdilik biz gideriyoruz” dedi.

‘3 ayda bir ilaçlanıyor’
AKP’li bir ilçe belediyesi yetkilisi de vektörlerle mücadelenin bir fiyaskoya dönüşmek üzere olduğunu savunarak, “Büyükşehir’e bağlı ekipler 3 ayda bir ilaçlamaya geliyor. Şikâyetleri, elimizdeki ekiplerle halletmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı ise açıklamasında, geçmiş yıllarda ilçe ve belde belediyeleri sınırlarındaki ilaçlama faaliyetlerinin başarılı olmadığını belirtti. Açıklamada, “İstanbul genelinde 30 bin üreme kaynağı tespit edilmiş olup, bu kaynaklar biyolojik ilaçlarla kurutulmuştur” denildi.

Milliyet

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , ,

Jun 02

Kene Nedir Kene Isırması Kene Belirtileri

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı - Kene Isırmaları

 

Kenelerden insanlara geçen Kırım-Kongo Hemorojik (Kanamalı) Ateşi Hastalığı’nın (KKHA), sadece çiftçilikle uğraşanlar için değil, pikniğe giden vatandaşlar için de tehlike oluşturduğu ifade edildi.

 

Son yıllarda daha sıkça duyulmaya başlayan, bahar-yaz dönemlerinde artış gösteren ve ağırlıklı olarak keneler aracılığıyla bulaşan virütik bir hastalıktır. İlk olarak 1944 yılında Kırım‘da, sonra 1956 yılında Kongo‘da tanımlanmış ve sonra aynı hastalık olduğu anlaşılmıştır

 

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemalettin Aydın, KKHA hastalığına neden olan kenelerin tüm doğada bulunduğunu, tamamen yok edilmelerinin mümkün olmadığını belirtti.

Kenelerde bulunan ve ısırmaları sonucu insanlara geçen virüsün KKHA hastalığına neden olduğunu ifade eden Aydın, “Hastalık, kene ısırmasının yanı sıra hasta hayvan ve insanların kan, ifrazat ve dokularıyla direkt temasla bulaşmaktadır. Dünyada 1940’lı yıllardan beri var olan hastalık, ülkemizde yoğun olarak 2002 yılından itibaren görülmeye başlanmıştır. Türkiye’de bugüne kadar 25 ilde hastalığa rastlanmıştır” dedi.

Hastalığın kene ısırığından 1-3 gün, hasta dokularıyla direkt temastan 5-6 gün sonra ateş, ani baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, deri, mukoza ve iç organ kanamalarıyla kendini gösterdiğine dikkati çeken Aydın, “Hastalıktan korunmada temel prensip, kenelerden uzak durmaktır. Hayvan barınakları ve kenelerin yaşayabileceği alanlardaki kişilerin vücutları belli aralıklarla kene yönünden muayene edilmelidir” dedi.

Hastalığın en çok keneyle temasın yaşanabildiği hayvancılık ve çiftçilikle uğraşanlarda görüldüğünü belirten Aydın, “Hastanemize 2003 yılında 19, 2004 yılında 50, 2005 yılında 38, bu yıl ise 5 vaka başvuruda bulundu” diye konuştu.

Henüz KKHA hastalığının tedavisi ve aşısı olmadığını bildiren Doç.Dr. Aydın, “Keneden kendimizi sakınmamız gerekiyor. Özellikle hayvancılıkla uğraşanlar pantolon paçalarını çoraplarının, gömleklerini ise pantolonlarının içine koymalılar. Kıyafetlerini açık renk ve sık dokumalı kumaştan seçmeliler” dedi.

PİKNİKÇİLERE UYARI

Kış mevsiminde pek aktif olmayan kenelerin mayıs ayıyla yeniden canlandığını ifade eden Aydın, “Bu dönemde, vatandaşlarımız pikniği sıkça tercih etmektedir. Vatandaşlarımız, kır alanlara gittiklerinde zeminle direk temas etmemeliler. Oturacakları yere en azından bir örtüsermeliler. Kenelerden insanlara geçen KKHA hastalığı, sadece çiftçilikle uğraşanlar için değil, pikniğe giden vatandaşlar için de tehlike oluşturuyor” diye konuştu.

Vatandaşların kenelerin de ölümcül bir mikrop taşıdığı bilinciyle hareket etmeleri gerektiğine işaret eden Aydın, şunları kaydetti:

“Piknikte çorap, ayakkabı gibi koruyucu eşyaları çıkararak çıplakayakla çimende yürümek yanlıştır. Vatandaşlarımız bu tür bir sosyal aktiviteyle stres atma çabası içindeyken, yeni bir tehlikeyle karşılaşabilirler. Kenelerin bu tür bir hastalığa neden olduğunu bilmek ve önlem almak gerekiyor. Doğanın her yerinde keneler vardır. Dünyada keneyi yok etme çalışmaları hiçbir zaman başarılı olamamıştır. Keneyi doğadan yok edemeyeceğimize göre kendimizi korumalıyız.”

KENE HASTALIĞI HAKKINDA DETAYLI BİLGİLER

Hayvanlarda ve insanlarda görülebilen “Zoonoz” karakterli bir hastalıktır. İlk olarak 1944 yılında Kırım’da görülmüş, daha sonra 1956 yılında Kongo’da tespit edilen hastalığın aynı hastalık olduğu anlaşılarak, bugünkü ifadesi olan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığı ismini almıştır.

Ölüme sebebiyet verebilen viral bir hastalıktır. Etkeni, Nairovirus gurubuna ait bir virustur. Virusların nakledilmesi kenelerle olmaktadır.

Klinik olarak; ateş, kırgınlık, halsizlik, iştahsızlık, kollarda ve bacaklarda şiddetli ağrı, yüz, göğüste kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık belirtileri ile kendini gösterir. Burun kanaması, kan işeme gibi belirtilerde hastalık seyrinde ortaya çıkar.

Ölüm oranı, hastalıkta %30’dur. Keneler hastalık etkenini, insan ve hayvanlardan kan emerken nakleder. Hatalığın kuluçka süresi 1-3 gündür, bu süre en fazla 9 gün olmaktadır. Hastalık taşıyıcısı keneler ülkemizde çok geniş coğrafik alanda bulunabilmektedir. Dünyada 850 tür kene bulunmaktadır. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığını, en çok Hyalomma soyuna ait keneler bulaştırmaktadır.

Hastalığın Teşhisi; İmminolojik testler ve PCR yöntemleriyle mümkün olabilmektedir. Hastalıkta, destek tedavisi uygulanmaktadır, hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur. Hastalık daha çok Afrika, Asya ve Avrupa’da bulunmaktadır.

Ülkemizde 2002 yılında bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde görülmüş ölümle sonuçlanan vakalar olmuştur. İlk ölüm vakası Tokat’ta yaşanmış bugüne kadar toplam 33 kişi hayatını kaybetmiştir.

Virus, sığır ve koyun gibi hayvanlarda belirti göstermeden enfeksiyon oluşturur, ancak bulaşma sadece kenelerin ısırması ile mümkündür. İnsanlardaki hastalık tablosu, hayvanlardan farklı olarak belirtilerin ortaya çıkmasıyla kendini gösterir. Küçük memeli hayvanlarda hastalığı hafif enfeksiyon şeklinde taşıyabilirler.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığı’nda; daha çok çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, et işi ile uğrasan kimseler, hayvancılık yapanlar, veteriner hekimler, salgın görülen bölgelerde çalışan sağlık personeli ile kamp ve piknik yapanlar risk altındadırlar.

Hastalığın Kontrolü ve Hastalıktan Korunma;

Hastanın kan ve vücut sıvıları ile temas edilmemelidir.

Çiftlik ve diğer hayvanları mümkün olduğu kadar kenelerden uzak tutup gerekli ilaçlama yapılmalıdır.

Kenelerin bulunduğu alanlardan uzak durulmalı, zorunluluk halinde vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli, vücuda yapışmamış olan keneler dikkatlice alınıp, öldürülmelidir.Yapışan keneler ise ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle sağa sola oynatarak alınmalıdır. Eter,alkol ya da gaz sürülerek kendiliğinden deriyi terk etmesi sağlanmalıdır.

Piknik amacıyla su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar, eve döndüklerinde vücutlarını ve giysilerini kene yönünden mutlaka muayene edip varsa uygun şekilde uzaklaştırmalıdır.

Otluk ve çalılık yerlerde çıplak ayakla veya kısa giysilerle dolaşılmamalıdır.

Hayvan sahipleri hayvan barınaklarını akarisitlerle ilaçlamalıdır.

Kenelerin çok olduğu alan mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerlerde, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden intektisit’ler uygulanmalıdır.

Kene ısırığından şüphelenilip hastalığın belirtilerini de yaşayan kimseler, en kısa zamanda bir sağlık kurulusuna başvurmalıdır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , ,