ALTIN 212,6186
DOLAR 5,4018
EURO 6,1630
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

Türkiye Tarihi – Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi

07.12.2015
2.113
A+
A-
Türkiye Tarihi – Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi
Reklam

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’nda yer alan Boğazlarla ilgili madde Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlıyordu.

Lozan Antlaşması’na göre, barış zamanında boğazlardan geçiş serbest olacaktı. Çıkacak her hangi bir savaşta Türkiye tarafsız ise, geçiş yine serbest olacaktı. Türkiye savaşa girmiş ise, tarafsız gemilere ve uçaklara, düşmana yardım etmemek şartıyla geçiş serbest olacaktı. Ancak düşman gemileri ve uçakları ile ilgili olarak Türkiye istediği kararı alabilecekti.

Barış zamanında, Karadeniz’e doğru geçişte Karadeniz’e sınır olan devletlerden en güçlü donanmaya sahip olanından daha fazla gemi ve uçak geçmeyecekti. Bunun dışında savaş gemileri ve uçaklarına geçiş serbest olacaktı. Ancak bu geçişlerden doğacak sonuçlar Türkiye için sorumluluk doğurmayacaktı. Lozan Antlaşması’nda yer alan Boğazlar ile ilgili maddenin özellikle, “Boğazların savunması ve güvenliği sözleşmeyi imza eden devletlerle Milletler Cemiyetinin güvencesi altında olacak. Boğazların iki yakası asker ve silahtan arındırılacaktı. Boğazlardan geçişleri düzenlemek üzere bir uluslararası komisyon (kurul) oluşturulacaktı.” hükmü Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini sınırlıyordu. Çünkü bununla Türkiye Boğazlarda asker bulunduramıyor ve Boğazlardan geçişleri denetleyemiyordu. Bu durum, Türkiye’nin güvenliği açısından sakıncalar doğurduğu gibi Boğazlar üzerinde egemenlik haklarının sınırlandırılması anlamına geliyordu.

Türkiye, Boğazlar üzerindeki egemenliğini sınırlayan bu şartları istenmeyerek de olsa Milletler Cemiyetine güvenerek kabul etmiştir. Çünkü Türkiye, Milletler Cemiyetinin Boğazlarda güvenliği sağlayacağına ve dünyada silahsızlanmayı gerçekleştireceğine inanıyordu. Fakat, Cemiyet bu konuda bekleneni verememiştir. 1933 yılından sonra dünyada silahlanma yarışı başlamıştır. İtalya, Habeşistan’ı işgal etmiş,  Japonya Mançurya’ya saldırmıştır. Almanya Versay Antlaşmasını hiçe sayarak askersiz bölge olarak kabul edilen Ren Bölgesi’ni silahlandırmıştır. Avusturya ise zorunlu askerliği yeniden başlatmıştır. Bütün bu gelişmeler Avrupa’da yeni bir savaşın belirtileri idi. Bu durum karşısında Türkiye, uluslararası barış be güvenliğin korunması yolundaki güçlüklerileri sürerek değişen dünya şartları doğrultusunda 1933’te Londra’daki Silahsızlanma Konferansı’nda dile getirdi.

Almanya’nın silahlanmasını görüşmek üzere toplanan Milletler Cemiyeti Konseyi’nde Türkiye Boğazların durumunu gündeme getirmiştir. Türkiye bu toplantıda Boğazların askersiz ve silahsız olmasının savunmamızı zayıflattığını bu nedenle Lozan Antlaşması’nda Boğazlarla ilgili yer alan hükümlerin kaldırılmasını istedi (17 Nisan 1935). Ancak Sovyetler Birliği dışında Türkiye’nin bu görüşünü destekleyen olmadı.

Milletler Cemiyetinin zorlamalarına rağmen İtalya’nın Habeşistan’ı işgal getmesi, Almanya’nın Versay Antlaşması’na aykırı olarak Ren Bölgesini silahlandırması Boğazlar konusunda Türkiye’yi harekete geçirdi. Türkiye Lozan Boğazlar Antlaşması’nı imzalamış olan ülkelere birer nota verdi (10 Nisan 1936). Türkiye bu notasında Lozan Antlaşması’yla Boğazların güvenliği için verilen garantinin, Avrupa’daki gelişmeler karşısında işlemez hale geldiğini bildirdi. Bu nedenle Türkiye Boğazlarda güvenliğin, savunmanın ve egemenlik haklarının korunması bakımından Lozan Antlaşması’nda yer alan Boğazların silahtan ve askerden arındırılması hükmünün değişmesini ve Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılmasını istedi.Lozan Antlaşması’nı imzalayan devletler arasında İtalya dışında bütün taraf devletler bu notaya olumlu cevap verdiler.Bunun üzerine Türkiye’nin değşiklik isteklerinin görüşmesi amacıyla 22 Haziran 1936’da İsviçre’nin Montreux (Montrö) kentinde bir konferans düzenlendi. Montreux (Montrö) Sözleşmesi adını alan yeni Boğazlar Sözleşmesi 20 Temmuz 1936’da imzalandı. Bu sözleşme Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalanmıştır.

İtalya ilk zamanlar böyle bir sözleşmeyi kabul etmemiş ancak daha sonra 2 Mayıs 1938’de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni imzalamıştır. Böylece İtalya’da Boğazlar üzerinde Türkiye’nin üstünlüğünü kabul etmiştir.

Montrö Sözleşmesine göre;

  • Lozan Barış Antlaşması ile kurulmuş olan Boğazlar Komisyonu kaldırıldı ve bu komisyonun görev ve yetkileri Türk Devleti’ne devredildi.
  • Lozan Barış Antlaşması ile Boğazların iki yakasında askersiz duruma getirilmiş olan alanda Türkiye’nin asker bulundurması ve tahkimat (savunma tedbirleri) yapması kabul edildi.
  • Yabancı ticaret gemilerinin Boğazlardan her iki yönde geçiş serbest bırakıldı.
  • Yabancı savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi için sınırlamalar kabul edildi.
  • Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin Karadeniz’e geçebilecekleri ve bu denizde bulundurabilecekleri savaş gemilerinin cinsi büyüklüğü be toplam tonajı sınırlandırıldı. Ayrıca boğazlardan geçecek savaş gemileri önceden Türk Devletinden izin alacaktır.
  • Türkiye tarafsız ve savaş dışı ise savaşan tarafların savaş gemileri Boğazlardan geçemeyecektir. Türkiye bir savaşa girerse veya kendisini yakın bir savaş tehlikesi karşısında görürse, diğer devletlerin savaş gemileri Boğazlardan geçmesi tamamıyla Türkiye’nin inisiyatifine bırakılmıştır.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan Antlaşması’nda Boğazlarla ilgili Türkiye’nin egemenliğini zedeleyen hükümler kaldırılmıştır. Böylece Boğazlarda Türk egemenliği kesinleşmiştir. Türkiye’nin uluslararası alanda saygınlığı ve önemi artmıştır.

Sosyal ol, paylaş!

    0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

    Facebook | Zübeyir Daylan
    Reklam
    zdaylan
    zdaylan
    Yazar hakkında:  Mehmet Zübeyir Daylan - İstanbul, TR Kendime ait olan bu blogun kurucusuyum. Mardinli bir ailenin çocuğu olarak, 1 Kasım 1990'da Bakırköy'de dünyaya geldim. Beykent Üniversitesi'nde Grafik Tasarım bölümünde okumaktayım. Daha önce BilgeAdam'da Grafik Tasarım, Web Tasarım, 3D modelleme, Bilgisayar Programcılığı, Sistem ve Ağ uzmanlığı, Microsoft Office,Yabancı Dil: İngilizce gibi birçok derslere katıldım, sertifikalar aldım. Bunun dışında video & film prodüksiyon ve animasyonda da tecrübelerim bulunmaktadır.  Köpeğimi,bilgisayarları, teknolojiyi, havacılığı, futbolu (özellikle Fenerbahçe'yi) severim.  Tam bir "foodie"yim, yani pizza ve hamburgerları yemeye bayılırım! Dünyamız üzerinde coğrafi bilgiler, bayraklar, kültürler, diller vs.. Hakkında birçok şeyleri öğrenmeyi severim. Bazen fırsatım olunca yurt dışı gezileri de yapan, gezmeyi seven biriyimdir. Belki fazla kitap okuyan biri değilim ama gezerim, görürüm, öğrenirim. Bilimsel araştırmalarım da genellikle eksik olmaz,  araştırmacı biriyimdir.
    YAZARA AİT TÜM YAZILAR
    ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

    Henüz yorum yapılmamış.